Sabah uyandığınızda çocuğunuzu okula hazırlamak için "Bugün iyi bir not alırsan akşam dondurma yiyoruz" dediniz mi hiç? Ya da ödevini bitirirse ekran süresi vaadi? Büyük ihtimalle evet. Çünkü bu, hepimizin aşina olduğu, neredeyse otomatikleşmiş bir ebeveyn refleksi. Ödül işe yarıyor, çocuk harekete geçiyor ve kısa vadede sorun çözülüyor gibi görünüyor. Peki ya uzun vadede ne oluyor?
Cevap, pek çok ebeveyni şaşırtıyor.
Ödül Sistemi Neden Kısa Vadeli Bir Çözümdür?
Çocuk psikolojisinin en sağlam bulgularından biri şudur: Dışarıdan verilen ödüller, başlangıçta var olan içsel ilgiyi zamanla söndürebilir. Buna psikoloji literatüründe "aşırı gerekçelendirme etkisi" (overjustification effect) denir.
Stanford Üniversitesi'nde Mark Lepper ve meslektaşları tarafından 1970'lerin başında yapılan klasik bir deneyde, çizim yapmaktan keyif alan çocuklar üç gruba ayrıldı. Bir grup çizim yaptıktan sonra ödül alacağını önceden bildi, bir grup beklenmedik bir ödül aldı, bir grup ise hiç ödül almadı. Sonuç çarpıcıydı: Ödül alacağını önceden bilen çocuklar, ilerleyen günlerde çizime olan ilgilerini kaybetti. Dışarıdan gelen ödül, içten gelen merakın önüne geçmişti (Lepper, Greene & Nisbett, 1973).
Yani şöyle düşünebilirsiniz: Çocuğunuz kitap okumayı seviyorken her kitap için para vermeye başlarsanız, bir süre sonra para olmadan kitaba bakmaz hâle gelebilir. Ödül, motivasyonun yakıtı değil; çoğu zaman onun yerini alan bir ikamedir.
İç Motivasyon ile Dış Motivasyon Arasındaki Fark
Dış motivasyon; ödül, övgü, ceza veya sosyal onay gibi dışarıdan gelen etkenlerle harekete geçmektir. İç motivasyon ise bir şeyi sırf o şeyi yapmaktan keyif aldığı için, merakından ya da yetkinlik hissinden dolayı yapmasıdır.
Psikolojide öz belirleme kuramı (Self-Determination Theory) olarak bilinen ve Edward Deci ile Richard Ryan tarafından geliştirilen çerçeveye göre, çocukların içsel motivasyonu gelişebilmesi için üç temel psikolojik ihtiyacın karşılanması gerekir:
Özerklik: Kendi seçimlerini yapabilme hissi
Yeterlilik: "Bunu yapabiliyorum" duygusu
Aidiyet: Değer gördüğü, bağlandığı insanlarla ilişki içinde olma
Bu üç ihtiyaç karşılandığında çocuklar, dışarıdan bir itme olmadan da öğrenmek, keşfetmek ve başarmak ister. Baskı, kontrol ve koşullu ödüller ise bu ihtiyaçların tam karşısında durur.
Peki Ödül Hiç Kullanılmamalı mı?
Bu noktada duralım. Çünkü "ödül zararlıdır" demek hem bilimsel olarak tam doğru değildir hem de pratik hayatla örtüşmez.
Deci ve Ryan'ın araştırmalarına göre her ödül eşit derecede zarar vermez. Ayrım şöyle yapılabilir:
Kontrol edici ödüller — "Bunu yaparsan şunu alırsın" formatındaki, koşullu ve önceden vaat edilen ödüller. Bunlar içsel motivasyonu en çok zayıflatan türdür.
Bilgilendirici ödüller — Çocuğun gerçek bir başarısını somutlaştıran, ne yaptığını açıklayan geri bildirimler. "Bu problemi ilk başta çözemiyordun, bugün kendi başına çözdün, bu gerçekten büyük bir ilerleme" gibi. Bu tür tepkiler, yetkinlik hissini besler ve içsel motivasyonu zayıflatmaz.
Fark, ödülün ne olduğunda değil, nasıl verildiğinde yatıyor.
Çocuğunuzda İç Motivasyonu Güçlendirmenin 5 Yolu
1. Seçim hakkı tanıyın — küçük de olsa
Özerklik, içsel motivasyonun en güçlü besleyicisidir. Ancak çocuğa "ne istersen yap" demek zorunda değilsiniz. Küçük ama gerçek seçimler yeterlidir.
"Önce Türkçe mi matematik mi çalışalım?" ya da "Bu konuyu kitaptan mı okuyalım, video mu izleyelim?" gibi sorular, çocuğun sürece katılımını artırır. Seçim yapan çocuk, seçiminin sonucuna da sahip çıkar.
2. Çabayı görünür kılın, sonucu değil
"Çok zekisin" ile "Çok çalıştın" arasında dağlar kadar fark vardır.
Carol Dweck'in gelişim odaklı zihniyet (growth mindset) üzerine yürüttüğü onlarca yıllık araştırma, zekâ veya yeteneğin övüldüğü çocukların zorlu görevlerden kaçındığını ortaya koyuyor. Çünkü başarısız olurlarsa "zeki" kimliklerini kaybedecekler. Buna karşılık çabaları övülen çocuklar, zorlu görevleri tehdit olarak değil, fırsat olarak görüyor (Dweck, 2006).
"Harika yaptın" yerine "Bu problemi çözmek için gerçekten uğraştın, her adımı nasıl düşündüğünü gördüm" demeyi deneyin.
3. Merakı kışkırtın, cevabı vermeyin
İç motivasyonun en saf hâli meraktır. Ve merak, cevapla değil soruyla beslenir.
Çocuğunuz "Neden gökyüzü mavi?" diye sorduğunda doğrudan cevap vermek yerine "Sen ne düşünüyorsun?" ya da "Bunu nasıl öğrenebiliriz?" diye sorabilirsiniz. Cevabı birlikte aramak, cevabı vermekten çok daha güçlü bir öğrenme deneyimi yaratır. Çocuk, öğrenmenin kendisinin bir yerde bir şeylere dönüştüğünü hisseder.
4. Hata yapmak için alan açın
Başarısızlık korkusu, içsel motivasyonun en büyük düşmanlarından biridir. Hata yaptığında hayal kırıklığınızı belli eden, not kâğıdını üzülerek inceleyen, "neden yapamadın" diye soran bir ortamda çocuk risk almaktan vazgeçer. Risk almayan çocuk ise yalnızca bildiği ve güvende hissettiği şeylere yönelir.
Hatayı normalleştiren basit bir cümle çok şey değiştirebilir: "Bu sefer olmadı, bir dahaki sefere neyi farklı yapabiliriz?"
5. Kendi heyecanınızı gösterin
Çocuklar öğrenmeyi değerli gören bir yetişkin gözlemlediklerinde, öğrenmeyi daha değerli bulmaya başlarlar. Bu, söylediklerinizden çok yaptıklarınızla gerçekleşir.
Bir kitabı okurken "Bak, bunu hiç bilmiyordum, şimdi öğrendim!" demek, çocuğunuza öğrenmenin yetişkinler için de devam ettiğini ve heyecan verici olduğunu gösterir. Model alma, çocuklukta en güçlü öğrenme biçimlerinden biridir.
Ödülü Tamamen Kaldırmanıza Gerek Yok
Günlük hayat ideallerle değil, gerçeklerle yürür. Çocuğunuzun bazen dışsal bir teşvike ihtiyaç duyacağı anlar olacaktır ve bu tamamen normaldir. Önemli olan, ödülün ana araç hâline gelmemesidir.
Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Ödülü kaldırdığımda da çocuğum bunu yine yapar mı?" Cevap hayırsa, içsel motivasyonu besleyen koşulları yeniden gözden geçirme zamanı gelmiş demektir.
Gerçek Motivasyon İçeriden Gelir
Çocuğunuzun gözlerinin bir konuyu öğrenirken parladığını gördüğünüzde, sizi beklemeden kitabını açtığında ya da bir projeyi bitirdiğinde "bir daha yapabilir miyim?" diye sorduğunda, işte o an içsel motivasyonun işlediğini anlarsınız.
Bu noktaya gelmek bir gecede olmuyor. Ama her küçük seçim hakkı, her "çok uğraştın" cümlesi, her birlikte yürütülen merak, o noktaya giden yolun taşlarını döşüyor. Ve o yolu döşemek için en güçlü araç, ödül değil; sizsiniz.
Kaynaklar: Lepper, M. R., Greene, D., & Nisbett, R. E. (1973). Undermining children's intrinsic interest with extrinsic reward. Journal of Personality and Social Psychology. / Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The "what" and "why" of goal pursuits. Psychological Inquiry. / Dweck, C. S. (2006). Mindset: The New Psychology of Success. Random House.

Yorumlar
Yorum Gönder