Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dikkat Eksikliği mi, Dikkati Düzenleyememe mi? Aslında Beynimizde Ne Oluyor?

Dikkat Eksikliği mi, Dikkati Düzenleyememe mi? Aslında Beynimizde Ne Oluyor? Son yıllarda hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin dilinden düşmeyen bir kavram var: dikkat eksikliği. Özellikle çocuklar için çok hızlı başvurulan bu tanım, artık yetişkinlerin günlük yaşamında da sıkça karşımıza çıkıyor. Bir işe başlayamamak, odaklanamamak, sürekli telefona bakmak, aynı anda birçok düşünce arasında kaybolmak… Peki tüm bunların gerçek adı "dikkat eksikliği" mi? Modern psikoloji ve nörobilim araştırmaları bu soruya çarpıcı bir yanıt veriyor. Dikkat Gerçekten Eksik mi, Yoksa Düzenlenemiyor mu? Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) alanında yürütülen güncel araştırmalar, sorunu "dikkatin azlığı" olarak değil, "dikkatin düzenlenme güçlüğü" olarak tanımlamaktadır (Barkley, 2015). Bu ayrım yüzeysel görünse de hem tanı hem de destek süreci açısından büyük önem taşır. Dikkat sorunlarının erken dönemde doğru biçimde değerlendirilmesi, çocuğun ilerleyen yıl...

Ebeveyn Öz Değerlendirme: Mükemmellik Değil, Farkındalık Yolculuğu

  Ebeveyn öz değerlendirmesi, bilinçli ebeveynliğin en güçlü ama en az konuşulan boyutlarından biridir. Çocuklarımızın gelişimini, notlarını, arkadaşlıklarını, beslenme düzenini takip etmek için harcadığımız enerjiyi düşünün. Tüm bu özeni ve gayreti onlara yönlendirirken kendimizi bu denklemin dışında bırakıyoruz çoğu zaman. Oysa ebeveynlik ilişkisinin iki tarafı vardır ve bu ilişkide kendi rolümüzü görmezden geldiğimizde, en iyi niyetle attığımız adımlar bile beklediğimiz yere çıkmayabiliyor. Öz değerlendirme, kendimizi suçlamak ya da "yeterince iyi değilim" düşüncesine teslim olmak değildir. Tam tersine; ebeveynlik tarzımıza dışarıdan bir gözle bakabilmek, neleri iyi yaptığımızı fark edip neyi farklı yapabileceğimizi merakla sorgulamaktır. Araştırmalar, ebeveynlerin kendi duygusal süreçlerini anlamasının çocukların güvenli bağlanma geliştirmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır (Siegel & Hartzell, 2003). Yani kendimize baktığımızda, aslında çocuğumuza d...

Deneme Sınavı Analizi Nasıl Yapılır? Adım Adım Başarı Rehberi

  Deneme sınavı analizi, sınav hazırlığının en kritik ve en çok atlanan adımıdır. Her yıl binlerce öğrenci yüzlerce deneme sınavı çözer; ama ne yazık ki büyük bir kısmı "toplam netim kaç?" sorusunun cevabını öğrenir öğrenmez kitapçığı çantanın dibine gömer. Oysa asıl kazanım, o kitapçığın kapağını yeniden açtığınızda başlar. Bu yazıda, doğru bir deneme analizi yapmanın adımlarını, hangi soruların gerçekten önemli olduğunu ve bu süreçten en verimli şekilde nasıl yararlanabileceğinizi ele alacağım. Çünkü deneme sınavının amacı, öğrencinin eksiklerini görmesini sağlamaktır; puanı yüksek göstermek değil. Deneme Sınavı Neden Bu Kadar Önemli? Pek çok eğitim uzmanı ve öğrenme bilimcisi, geri bildirim döngüsünün öğrenmede belirleyici bir rol oynadığını vurgular (Hattie & Timperley, 2007). Yani bir öğrenci, yanlışlarını anlayıp düzeltme fırsatı bulduğunda gerçek anlamda öğrenmiş olur. Deneme sınavları tam da bu döngünün işlemesini sağlayan araçlardır. Ancak bu araç, yanlış kul...

Uyku ve Öğrenme: Yeterince Uyumayan Çocuk Neden Öğrenemez?

Bazı çocuklar derste dalgın görünür. Bazıları okuduğunu anlamakta zorlanır. Bazıları saatlerce ders çalışmasına rağmen öğrendiklerini kalıcı hâle getiremez. Çoğu zaman ilk şüphe dikkat eksikliği olur. Bazen motivasyon eksikliği düşünülür. Bazen de çocuk "isteksiz" olarak etiketlenir. Ama gözden kaçan çok önemli bir gerçek vardır: yorgun bir beyin öğrenemez. Çünkü öğrenme sadece çalışmakla ilgili değildir. Öğrenme aynı zamanda beynin dinlenebilme kapasitesiyle ilgilidir. Ve uyku, bu sürecin en temel biyolojik ihtiyacıdır. Bir çocuk yeterince uyumuyorsa yalnızca yorgun olmaz; öğrenme, dikkat, hafıza ve duygu düzenleme sistemlerinin tamamı birlikte zayıflamaya başlar. Bu yazıda uyku ile öğrenme arasındaki biyolojik bağı, yetersiz uykunun çocukta nasıl göründüğünü ve ebeveyn olarak neler yapabileceğimizi ele alacağım. Uyku Sadece Dinlenmek midir? Pek çok yetişkin için uyku, günün "boş zamanı" gibi görünür. Oysa çocuk beyni için uyku son derece aktif bir gelişim s...

Kardeş Kıskançlığı: İki Çocuk Varken Adaletli Olmak Mümkün mü?

Bir çocuğun "Beni artık sevmiyorsun" cümlesi çoğu zaman doğrudan söylenmez. Bazen oyuncak fırlatır. Bazen kardeşine vurur. Bazen sebepsiz ağlar. Bazen de içine kapanır ve siz fark edemezsiniz. Kardeş kıskançlığı, sadece çocuklar arasında yaşanan küçük bir rekabet değildir. Aynı zamanda çocuğun aile içindeki yerini koruma çabasıdır. Çünkü çocuk için anne-babanın ilgisi; sevgi kadar güvenlik anlamına da gelir. Özellikle ikinci çocuk doğduktan sonra pek çok ebeveyn şu soruyla baş başa kalır: "İki çocuğa da eşit davranmaya çalışıyorum ama neden biri hep mutsuz?" Bu sorunun cevabı aslında "eşitlik" kavramının kendisinde saklıdır. Ve bu yazıda hem bu kavramı yeniden ele alacağım hem de kardeş kıskançlığının psikolojik kökenlerini ile ebeveynlerin neler yapabileceğini inceleyeceğim. Kardeş Kıskançlığı Neden Ortaya Çıkar? Bir eve yeni bir çocuk geldiğinde yalnızca aile büyümez; mevcut düzen de kökten değişir. Büyük çocuk açısından bakıldığında bu değişim şö...

ChatGPT ile Ders Çalışma Teknikleri: Çocuğunuz Yapay Zekayı Gerçekten Öğrenmek İçin Kullanıyor mu?

ChatGPT ile Ders Çalışma Teknikleri: Çocuğunuz Yapay Zekayı Gerçekten Öğrenmek İçin Kullanıyor mu? "ChatGPT mi? Soruyu yazarsın, cevabı kopyalarsın, ödev biter." Çocuğunuzun ya da bir öğrencinin bu cümleyi söylediğini duydunuz mu? Büyük ihtimalle evet. Çünkü yapay zekayla ilişkimizin henüz ilk yıllarındayız ve çoğu öğrenci ChatGPT'yi, bilgiye gerçek anlamda ulaşmak için değil, görevi bitirmek için kullanıyor. Oysa bu güçlü aracı doğru tekniklerle kullanan bir çocuk, sanki 7/24 kişisel bir özel öğretmene sahip gibi öğrenebilir. Bu yazıda, ChatGPT ile ders çalışmanın gerçek anlamda işe yarayan yollarını; hem ebeveyn hem de öğrenci bakış açısıyla ele alacağım. Sizi en son gelişmelerden de haberdar edeyim: OpenAI, Temmuz 2025 itibarıyla yepyeni bir "Ders Çalışma Modu" (Study Mode) yayına aldı. Bu özellik, ChatGPT'yi basit bir cevap makinesinden çok daha fazlası haline getirmeyi hedefliyor; adım adım rehberlik ederek öğrencinin konuyu gerçekten kavramasını s...

Çocuğum Sınav Öncesi Ağlıyor: Bu Kaygı Nereden Geliyor?

Çocuğum Sınav Öncesi Ağlıyor: Bu Kaygı Nereden Geliyor? Sınav sabahı. Çocuğunuz masasında oturuyor ama gözleri dolu. "Bilmiyorum, yapamayacağım" diyor. Belki de hiçbir şey söylemiyor; sadece midesi ağrıyor, uyuyamamış, kahvaltısını yaapamıyor. Siz içten içe düşünüyorsunuz: "Bu kadar çalıştı, ne oldu şimdi?" Ama belki de soru bu değil. Belki de asıl soru şu: Bu çocuk bildiklerinden emin mi değil, korkuyor mu? Sınav kaygısı bir zayıflık değildir. Bir işarettir. Ve o işaretin altında, çocuğun iç dünyasına dair bir çok şey yatmaktadır. Sınav Kaygısı Nedir? Neden Sadece "Heyecan" Değildir? Her çocuk sınav öncesinde bir miktar heyecan yaşar. Bu normaldir, hatta işlevseldir. Araştırmalar, orta düzey kaygının dikkat ve performansı artırdığını göstermektedir (Yerkes & Dodson, 1908). Sorun, bu kaygının kontrol edilemez bir hal aldığı noktada başlar. Sınav kaygısı, akademik değerlendirme durumlarında ortaya çıkan yoğun, kalıcı ve bireyin işlevselliğ...

Çocuğum Sürekli Onay Arıyor: ‘Doğru mu Yaptım?’ Sorusu Ne Anlatır

Bir şey çiziyor. Bir soru çözüyor. Bir karar veriyor. Ve size dönüyor: "Böyle doğru mu?" "İyi mi olmuş?" "Yanlış mı yaptım?" İlk başta her şey normal. Hatta tatlı bile. Ama zamanla tekrar eder. Ve bir noktadan sonra şunu fark edersiniz: Çocuk kendi kararına güvenmiyor. Bu bir alışkanlık değildir. Bu bir işarettir. Ve o işaretin altında çocuğun iç dünyasına dair çok şey yatmaktadır. Sürekli Onay Aramak Bir Davranış Değil, Bir İç Sistemdir Sürekli onay arayan çocuklar dışarıdan bakıldığında karar vermekte zorlanan, küçük hatalarda bile endişelenen, her adımda teyit isteyen çocuklar olarak görünür. Ama bu bir "kötü alışkanlık" değildir. Gelişimsel psikoloji bu örüntüyü dışsal referans sistemi olarak tanımlar: çocuğun kendi iç değerlendirmesini değil, dışarıdan gelen onayı temel alması (Harter, 1999). Ve bu sistem şunu söyler: "Kendi başıma yetmiyorum." Bu inanç bir anda oluşmaz. Küçük anların, tekrar eden tepkilerin ve zamanla şekillene...