Ana içeriğe atla

Kayıtlar

pozitif ebeveynlik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dikkat Eksikliği mi, Dikkati Düzenleyememe mi? Aslında Beynimizde Ne Oluyor?

Dikkat Eksikliği mi, Dikkati Düzenleyememe mi? Aslında Beynimizde Ne Oluyor? Son yıllarda hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin dilinden düşmeyen bir kavram var: dikkat eksikliği. Özellikle çocuklar için çok hızlı başvurulan bu tanım, artık yetişkinlerin günlük yaşamında da sıkça karşımıza çıkıyor. Bir işe başlayamamak, odaklanamamak, sürekli telefona bakmak, aynı anda birçok düşünce arasında kaybolmak… Peki tüm bunların gerçek adı "dikkat eksikliği" mi? Modern psikoloji ve nörobilim araştırmaları bu soruya çarpıcı bir yanıt veriyor. Dikkat Gerçekten Eksik mi, Yoksa Düzenlenemiyor mu? Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) alanında yürütülen güncel araştırmalar, sorunu "dikkatin azlığı" olarak değil, "dikkatin düzenlenme güçlüğü" olarak tanımlamaktadır (Barkley, 2015). Bu ayrım yüzeysel görünse de hem tanı hem de destek süreci açısından büyük önem taşır. Dikkat sorunlarının erken dönemde doğru biçimde değerlendirilmesi, çocuğun ilerleyen yıl...

Kardeş Kıskançlığı: İki Çocuk Varken Adaletli Olmak Mümkün mü?

Bir çocuğun "Beni artık sevmiyorsun" cümlesi çoğu zaman doğrudan söylenmez. Bazen oyuncak fırlatır. Bazen kardeşine vurur. Bazen sebepsiz ağlar. Bazen de içine kapanır ve siz fark edemezsiniz. Kardeş kıskançlığı, sadece çocuklar arasında yaşanan küçük bir rekabet değildir. Aynı zamanda çocuğun aile içindeki yerini koruma çabasıdır. Çünkü çocuk için anne-babanın ilgisi; sevgi kadar güvenlik anlamına da gelir. Özellikle ikinci çocuk doğduktan sonra pek çok ebeveyn şu soruyla baş başa kalır: "İki çocuğa da eşit davranmaya çalışıyorum ama neden biri hep mutsuz?" Bu sorunun cevabı aslında "eşitlik" kavramının kendisinde saklıdır. Ve bu yazıda hem bu kavramı yeniden ele alacağım hem de kardeş kıskançlığının psikolojik kökenlerini ile ebeveynlerin neler yapabileceğini inceleyeceğim. Kardeş Kıskançlığı Neden Ortaya Çıkar? Bir eve yeni bir çocuk geldiğinde yalnızca aile büyümez; mevcut düzen de kökten değişir. Büyük çocuk açısından bakıldığında bu değişim şö...

Çocuğum Sınav Öncesi Ağlıyor: Bu Kaygı Nereden Geliyor?

Çocuğum Sınav Öncesi Ağlıyor: Bu Kaygı Nereden Geliyor? Sınav sabahı. Çocuğunuz masasında oturuyor ama gözleri dolu. "Bilmiyorum, yapamayacağım" diyor. Belki de hiçbir şey söylemiyor; sadece midesi ağrıyor, uyuyamamış, kahvaltısını yaapamıyor. Siz içten içe düşünüyorsunuz: "Bu kadar çalıştı, ne oldu şimdi?" Ama belki de soru bu değil. Belki de asıl soru şu: Bu çocuk bildiklerinden emin mi değil, korkuyor mu? Sınav kaygısı bir zayıflık değildir. Bir işarettir. Ve o işaretin altında, çocuğun iç dünyasına dair bir çok şey yatmaktadır. Sınav Kaygısı Nedir? Neden Sadece "Heyecan" Değildir? Her çocuk sınav öncesinde bir miktar heyecan yaşar. Bu normaldir, hatta işlevseldir. Araştırmalar, orta düzey kaygının dikkat ve performansı artırdığını göstermektedir (Yerkes & Dodson, 1908). Sorun, bu kaygının kontrol edilemez bir hal aldığı noktada başlar. Sınav kaygısı, akademik değerlendirme durumlarında ortaya çıkan yoğun, kalıcı ve bireyin işlevselliğ...

Ders Çalışmak İstemeyen Çocuk: Tembellik mi, Görünmeyen Bir Yük mü?

Ders Çalışmak İstemeyen Çocuk: Tembellik mi, Görünmeyen Bir Yük mü? Saat ilerliyor. Siz hatırlatıyorsunuz. O erteliyor. "Birazdan." "Şimdi değil." "Zaten anladım." Dakikalar geçiyor, sesiniz biraz daha sertleşiyor. Bir noktada sabır taşıyor: "Bu kadar tembellik olmaz!" Ve o an çocuk ya susuyor, ya geriliyor, ya da odadan çıkıyor. Pek çok ebeveyn bu döngüyü tanır. Ve çoğu, aynı soruyla baş başa kalır: "Bu çocuk neden ders çalışmak istemiyor?" Ama belki de asıl soru bu değil. Belki de şu: "Bu çocuk gerçekten çalışmak istemiyor mu, yoksa artık çalışacak gücü mü kalmadı?" Bu iki soru arasındaki fark küçük görünebilir. Oysa birinden yola çıkarsanız baskıya, diğerinden yola çıkarsanız anlayışa ulaşırsınız. Ve bu fark, hem ilişkiyi hem de çocuğun öğrenme yolculuğunu kökten değiştirir. "Tembel" Kelimesi Neden Eksik Kalır? "Tembel" kelimesi hızlı bir etiket. Ama çoğu zaman eksik bir etiket. Gelişim psikolojisi bize ...

Çocuklarda Mükemmeliyetçilik ve Akademik Baskı: "Daha İyi Yapabilirdin" Cümlesinin Bıraktığı İz

  Çocuğunuz 90 aldı. Mutlu. Kâğıdını size uzatıyor. Ve siz — iyi niyetle, gerçekten iyi niyetle — şunu söylüyorsunuz: "Aferin, ama dikkat etseydin 100 de alabilirdin." O cümle biter. Çocuğunuzun yüzündeki ifade değişir. Belki bir şey söylemez. Belki "tamam" der. Belki de gülümser bile. Ama içinde bir şey not edilir: 90 yetmedi. Bu yazı, o not edilen şeyin zamanla neye dönüştüğünü anlamak için. Mükemmeliyetçilik ve akademik baskının çocuk psikolojisindeki izlerini, ebeveyn olarak farkında olmadan nasıl bu döngüye dahil olduğumuzu ve bu döngüyü nasıl kırabileceğimizi bilimsel araştırmalar ve gerçek hayat örnekleriyle ele alıyoruz. Mükemmeliyetçilik Nedir? Yüksek Hedef Koymaktan Farkı Ne? Burada önemli bir ayrım var ve çoğu zaman karıştırılıyor. Yüksek hedef koymak sağlıklıdır. Çocuğun "daha iyi yapabilirim" demesi, gelişim odaklı bir zihin yapısının göstergesidir. Bu, araştırma literatüründe uyumlu mükemmeliyetçilik olarak tanımlanır ve akademik ba...

Çocuğumla İletişim Kurarken Hangi Cümleleri Kullanmamalıyım? Ebeveynlerin Farkında Olmadan Söylediği 8 Kalıp ve Güçlü Alternatifleri

Bugün çocuğunuzla kaç kez konuştunuz? Şimdi bir adım daha gidin — bu konuşmalarda hangi cümleleri kurduğunuzu hatırlıyor musunuz? Ebeveynlik üzerine pek çok şey öğreniyoruz; uyku rutinleri, beslenme düzeni, ekran süresi... Ama günde onlarca kez kurduğumuz cümleler, çoğu zaman hiç sorgulanmadan dilimizden dökülüyor. Oysa araştırmalar çok net bir şeye işaret ediyor: aile içindeki iletişim kalitesi, çocuğun benlik değerini ve özgüvenini doğrudan şekillendirir Bu yazıda ebeveynlerin farkında olmadan en çok tekrarladığı sekiz zararlı cümle kalıbını, bunların çocuk üzerindeki etkisini ve psikoloji temelli alternatiflerini ele alıyoruz. Sözcükler Neden Bu Kadar Önemli? İletişim yalnızca bilgi aktarmak değildir. Çocuğun gelecekte nasıl iletişim kuracağını öğrendiği yer ailedir; aile içi ilişkiler ne derece sağlıklı olursa, çocuğun başkalarıyla kurduğu ilişki de aynı ölçüde sağlıklı olur.  Aile bireylerinin birbirleriyle ve çocukla sağlıklı iletişim kuramaması, çocuğun özbenliğini ve özd...

Çocuğa Sorumluluk Kazandırmanın Bilimsel Yolları: Yaşa Göre Uygulanabilir Rehber

Çocuğa Sorumluluk Kazandırmanın Bilimsel Yolları Bir çocuğa sorumluluk öğretmek, sadece odasını toplatmak ya da ödevini yaptırmak değildir. Sorumluluk; öz denetim, görev bilinci ve sonuç farkındalığı demektir. Uzun vadede akademik başarıdan sosyal uyuma kadar birçok alanı etkiler. Peki bunu bağırmadan, zorlamadan ve çatışmaya girmeden nasıl başarabiliriz? Bilimsel temelli yaklaşımlarla ilerleyelim. 1. Sorumluluk Davranışı Modelleme ile Öğrenilir Çocuklar söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı içselleştirir. Sosyal öğrenme kuramının kurucusu Albert Bandura , çocukların gözlem yoluyla öğrendiğini vurgular. Eğer evde: Verilen sözler tutuluyorsa, Görevler ertelenmiyorsa, Hatalar kabul ediliyorsa, çocuk da sorumluluğu doğal bir davranış biçimi olarak görür. Uygulama önerisi: “Ben bugün işimi zamanında bitirdim ve kendimle gurur duydum” gibi model cümleler kurun. 2. Yaşa Uygun Görev Verin Sorumluluk, gelişimsel kapasiteye uygun olduğunda içselleşir. Çok zor görev motiv...