Ana içeriğe atla

Kayıtlar

çocuk psikolojisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dikkat Eksikliği mi, Dikkati Düzenleyememe mi? Aslında Beynimizde Ne Oluyor?

Dikkat Eksikliği mi, Dikkati Düzenleyememe mi? Aslında Beynimizde Ne Oluyor? Son yıllarda hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin dilinden düşmeyen bir kavram var: dikkat eksikliği. Özellikle çocuklar için çok hızlı başvurulan bu tanım, artık yetişkinlerin günlük yaşamında da sıkça karşımıza çıkıyor. Bir işe başlayamamak, odaklanamamak, sürekli telefona bakmak, aynı anda birçok düşünce arasında kaybolmak… Peki tüm bunların gerçek adı "dikkat eksikliği" mi? Modern psikoloji ve nörobilim araştırmaları bu soruya çarpıcı bir yanıt veriyor. Dikkat Gerçekten Eksik mi, Yoksa Düzenlenemiyor mu? Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) alanında yürütülen güncel araştırmalar, sorunu "dikkatin azlığı" olarak değil, "dikkatin düzenlenme güçlüğü" olarak tanımlamaktadır (Barkley, 2015). Bu ayrım yüzeysel görünse de hem tanı hem de destek süreci açısından büyük önem taşır. Dikkat sorunlarının erken dönemde doğru biçimde değerlendirilmesi, çocuğun ilerleyen yıl...

Ayna Nöronlar Nedir? Çocuklar Nasıl Öğrenir ve Davranışlarımızı Nasıl Şekillendirir?

Ayna Nöronlar Nedir? Çocuklar Nasıl Öğrenir ve Davranışlarımızı Nasıl Şekillendirir? Bir çocuğun anne veya babasının kullandığı bir ifadeyi aniden tekrar etmesi, oyuncak telefonla yetişkinleri taklit etmesi ya da çevresindeki insanların davranışlarını kopyalaması çoğu ebeveynin dikkatini çeken durumlardır. Peki çocuklar neden bu kadar güçlü bir taklit yeteneğine sahiptir? Nörobilim alanında yapılan araştırmalar, insanların yalnızca yaşayarak değil gözlemleyerek de öğrendiğini göstermektedir. Bu süreçte önemli rol oynadığı düşünülen yapılardan biri de ayna nöronlardır. İlk kez 1990'lı yıllarda keşfedilen ayna nöronlar, sosyal öğrenme, empati ve davranış gelişimi üzerine yapılan birçok çalışmanın merkezinde yer almaktadır (Rizzolatti ve Craighero, 2004). Bu yazıda ayna nöronların ne olduğu, çocukların öğrenme süreçlerini nasıl etkilediği ve ebeveynlerin bu bilgiden nasıl yararlanabileceği ele alınacaktır. Ayna Nöronlar Nedir? Ayna nöronlar, bir kişi bir davranışı gerçekleştirdiğinde ...

Uyku ve Öğrenme: Yeterince Uyumayan Çocuk Neden Öğrenemez?

Bazı çocuklar derste dalgın görünür. Bazıları okuduğunu anlamakta zorlanır. Bazıları saatlerce ders çalışmasına rağmen öğrendiklerini kalıcı hâle getiremez. Çoğu zaman ilk şüphe dikkat eksikliği olur. Bazen motivasyon eksikliği düşünülür. Bazen de çocuk "isteksiz" olarak etiketlenir. Ama gözden kaçan çok önemli bir gerçek vardır: yorgun bir beyin öğrenemez. Çünkü öğrenme sadece çalışmakla ilgili değildir. Öğrenme aynı zamanda beynin dinlenebilme kapasitesiyle ilgilidir. Ve uyku, bu sürecin en temel biyolojik ihtiyacıdır. Bir çocuk yeterince uyumuyorsa yalnızca yorgun olmaz; öğrenme, dikkat, hafıza ve duygu düzenleme sistemlerinin tamamı birlikte zayıflamaya başlar. Bu yazıda uyku ile öğrenme arasındaki biyolojik bağı, yetersiz uykunun çocukta nasıl göründüğünü ve ebeveyn olarak neler yapabileceğimizi ele alacağım. Uyku Sadece Dinlenmek midir? Pek çok yetişkin için uyku, günün "boş zamanı" gibi görünür. Oysa çocuk beyni için uyku son derece aktif bir gelişim s...

Kardeş Kıskançlığı: İki Çocuk Varken Adaletli Olmak Mümkün mü?

Bir çocuğun "Beni artık sevmiyorsun" cümlesi çoğu zaman doğrudan söylenmez. Bazen oyuncak fırlatır. Bazen kardeşine vurur. Bazen sebepsiz ağlar. Bazen de içine kapanır ve siz fark edemezsiniz. Kardeş kıskançlığı, sadece çocuklar arasında yaşanan küçük bir rekabet değildir. Aynı zamanda çocuğun aile içindeki yerini koruma çabasıdır. Çünkü çocuk için anne-babanın ilgisi; sevgi kadar güvenlik anlamına da gelir. Özellikle ikinci çocuk doğduktan sonra pek çok ebeveyn şu soruyla baş başa kalır: "İki çocuğa da eşit davranmaya çalışıyorum ama neden biri hep mutsuz?" Bu sorunun cevabı aslında "eşitlik" kavramının kendisinde saklıdır. Ve bu yazıda hem bu kavramı yeniden ele alacağım hem de kardeş kıskançlığının psikolojik kökenlerini ile ebeveynlerin neler yapabileceğini inceleyeceğim. Kardeş Kıskançlığı Neden Ortaya Çıkar? Bir eve yeni bir çocuk geldiğinde yalnızca aile büyümez; mevcut düzen de kökten değişir. Büyük çocuk açısından bakıldığında bu değişim şö...

Çocuğum Sınav Öncesi Ağlıyor: Bu Kaygı Nereden Geliyor?

Çocuğum Sınav Öncesi Ağlıyor: Bu Kaygı Nereden Geliyor? Sınav sabahı. Çocuğunuz masasında oturuyor ama gözleri dolu. "Bilmiyorum, yapamayacağım" diyor. Belki de hiçbir şey söylemiyor; sadece midesi ağrıyor, uyuyamamış, kahvaltısını yaapamıyor. Siz içten içe düşünüyorsunuz: "Bu kadar çalıştı, ne oldu şimdi?" Ama belki de soru bu değil. Belki de asıl soru şu: Bu çocuk bildiklerinden emin mi değil, korkuyor mu? Sınav kaygısı bir zayıflık değildir. Bir işarettir. Ve o işaretin altında, çocuğun iç dünyasına dair bir çok şey yatmaktadır. Sınav Kaygısı Nedir? Neden Sadece "Heyecan" Değildir? Her çocuk sınav öncesinde bir miktar heyecan yaşar. Bu normaldir, hatta işlevseldir. Araştırmalar, orta düzey kaygının dikkat ve performansı artırdığını göstermektedir (Yerkes & Dodson, 1908). Sorun, bu kaygının kontrol edilemez bir hal aldığı noktada başlar. Sınav kaygısı, akademik değerlendirme durumlarında ortaya çıkan yoğun, kalıcı ve bireyin işlevselliğ...

Çocuğum Sürekli Onay Arıyor: ‘Doğru mu Yaptım?’ Sorusu Ne Anlatır

Bir şey çiziyor. Bir soru çözüyor. Bir karar veriyor. Ve size dönüyor: "Böyle doğru mu?" "İyi mi olmuş?" "Yanlış mı yaptım?" İlk başta her şey normal. Hatta tatlı bile. Ama zamanla tekrar eder. Ve bir noktadan sonra şunu fark edersiniz: Çocuk kendi kararına güvenmiyor. Bu bir alışkanlık değildir. Bu bir işarettir. Ve o işaretin altında çocuğun iç dünyasına dair çok şey yatmaktadır. Sürekli Onay Aramak Bir Davranış Değil, Bir İç Sistemdir Sürekli onay arayan çocuklar dışarıdan bakıldığında karar vermekte zorlanan, küçük hatalarda bile endişelenen, her adımda teyit isteyen çocuklar olarak görünür. Ama bu bir "kötü alışkanlık" değildir. Gelişimsel psikoloji bu örüntüyü dışsal referans sistemi olarak tanımlar: çocuğun kendi iç değerlendirmesini değil, dışarıdan gelen onayı temel alması (Harter, 1999). Ve bu sistem şunu söyler: "Kendi başıma yetmiyorum." Bu inanç bir anda oluşmaz. Küçük anların, tekrar eden tepkilerin ve zamanla şekillene...

Çocuklarda Öfke Patlamaları: "Bu Kadar Öfke Normal Mi?" Diye Sorduğunuzda Bilmeniz Gerekenler

  Küçük bir şey söylüyorsunuz. Belki akşam yemeğine oturun dediniz. Belki ekranı kapatmasını istediniz. Belki de sadece "daha sonra" dediniz. Ama tepki büyük geliyor. Kapı çarpılıyor. Ses yükseliyor. Gözler doluyor ya da sertleşiyor. Ve siz şaşırıyorsunuz: "Bu kadarına ne gerek vardı?" O an aklınızdan geçen ilk şey muhtemelen şu oluyor: "Bu çocuk neden bu kadar öfkeli?" Ama belki de soru bu değil. Belki de asıl soru şu: "Bu öfkenin altında ne var?" Öfke Görünen Duygudur; Altta Başkası Yatar Öfke nadiren tek başına gelir. Gelişimsel psikoloji literatüründe öfke, çoğunlukla ikincil bir duygu olarak tanımlanır; yani başka duyguların üzerini örten bir tepki katmanıdır (Gottman & DeClaire, 1997). Bu örtünün altında çoğu zaman şunlar yatar: Kırgınlık Hayal kırıklığı Yetersizlik hissi Anlaşılmama Utanç Ama çocuk bu duyguları her zaman söze döküp ifade edemez. Duygusal sözcük dağarcığı henüz gelişmektedir; iç dünyayı anlatmak için gerekli bili...

Sorun Çıkarmayan Çocuk Sendromu: Sessizlik Her Zaman Sağlıklı Değildir

Çoğu ebeveyn "uslu çocuk" sahibi olmaktan gurur duyar. Hiç itiraz etmeyen, hep uyum gösteren, sessizliğini koruyan çocuklar... Ama şu soruyu hiç düşündünüz mü: Bu sessizlik gerçekten huzur mu, yoksa bastırılmış duyguların sessizliği mi? Sessizlik Her Zaman Huzur Değildir; Uyum Her Zaman Sağlıklı Değildir Bir çocuk hiç itiraz etmiyorsa, hiç karşı çıkmıyorsa, hiç "istemiyorum" demiyorsa—burada durup düşünmek gerekir. Çünkü çocuk gelişiminde sağlıklı olan sadece uyum değil, kendini ifade edebilmektir. Gelişimsel psikoloji araştırmaları, çocukların kendi görüşlerini ve duygularını rahatça dile getirebilmesinin, özgüven, psikososyal uyum ve uzun vadeli ruh sağlığı için kritik olduğunu göstermektedir (Erikson, 1959; Bronfenbrenner, 1979). Peki, çocuklar neden bu kadar erken yaşta kendilerini geri çekmeyi öğrenirler? "İyi Çocuk" Olmanın Ardında Ne Yatıyor? Bazı çocuklar erken öğrenir: Sessiz olmayı Uyum sağlamayı Sorun çıkarmamayı Ama bunun altında çoğu zaman...

Ders Çalışmak İstemeyen Çocuk: Tembellik mi, Görünmeyen Bir Yük mü?

Ders Çalışmak İstemeyen Çocuk: Tembellik mi, Görünmeyen Bir Yük mü? Saat ilerliyor. Siz hatırlatıyorsunuz. O erteliyor. "Birazdan." "Şimdi değil." "Zaten anladım." Dakikalar geçiyor, sesiniz biraz daha sertleşiyor. Bir noktada sabır taşıyor: "Bu kadar tembellik olmaz!" Ve o an çocuk ya susuyor, ya geriliyor, ya da odadan çıkıyor. Pek çok ebeveyn bu döngüyü tanır. Ve çoğu, aynı soruyla baş başa kalır: "Bu çocuk neden ders çalışmak istemiyor?" Ama belki de asıl soru bu değil. Belki de şu: "Bu çocuk gerçekten çalışmak istemiyor mu, yoksa artık çalışacak gücü mü kalmadı?" Bu iki soru arasındaki fark küçük görünebilir. Oysa birinden yola çıkarsanız baskıya, diğerinden yola çıkarsanız anlayışa ulaşırsınız. Ve bu fark, hem ilişkiyi hem de çocuğun öğrenme yolculuğunu kökten değiştirir. "Tembel" Kelimesi Neden Eksik Kalır? "Tembel" kelimesi hızlı bir etiket. Ama çoğu zaman eksik bir etiket. Gelişim psikolojisi bize ...